Gül’ün Altın Çağı: OSMANLI

Isparta’da Gül yetiştiriciliği II. ABDÜLHAMİD Han’ın emriyle hayata geçirilmiştir. Ulu Hakan, “Gün ola Rumeli elimizden gide, o vakit Güle sahip çıkmak gerektir,” deyip Anadolu’da toprak çalışması yaptırmış, en uygun bölge Isparta seçilmiştir. Bugün Isparta’da hala II. ABDÜLHAMİD Han’ın terkip ve öğretisiyle Gül toplanır. O dönemde üretilen, yağı alınmamış saf Gül suyu, günümüzde bile en kıymetli Gül suyu türlerinden biridir.
Osmanlı Devleti’nde Gül suyu ve Gülden yapılan ilaç ve macunların kullanımı çok yaygındır. Devletin ikinci başşehri olan Edirne’de Gül suyu yapımı sarayda gerçekleşmektedir. Saray planı içinde bir Gülhane vardır. Bu Gülhane’de bir bahçenin yanı sıra bir bina da mevcuttur. Bahçenin Gül bahçesi, binanın ise Gül suyu yapılan bina olduğu düşünülmektedir.
Aynı zamanda İstanbul’daki Topkapı Sarayı’nda bir Gülhane olduğu herkesin malumudur. 1776 yılında KAUFFER’in yaptığı haritada aynı plan ve tarifi görmek mümkündür. Saray bahçelerinden sarayın tüketimine sunulan en önemli Gül çeşidi VERD-İ AHMER (Kırmızı Gül) ve VERDİ SAKIZ (Pembe Gül) Gülleriydi.
Özellikle Ramazan ayının on beşinci günü geçtikten sonra Padişaha “GÜL SUYU” takdim edilmesi gelenektir. Enderun’daki Seferli Koğuşundan imal edilen Gül suyu, Padişah’tan başka Saray mensuplarına, Vükelaya, Harem’e ve Ulemaya zarif billur şişeler içinde dağıtılırdı.
Osmanlı zamanında Gül toplamak bekar kız ve erkeklerin göreviydi, onların daha temiz enerjileri olduğuna inanılırdı. Güneş doğmadan önce tarlaya gelir, Ya RAHİM esmasıyla toplama yaparlardı. Gül toplayıcısı genç erkeklerin maaşları aileleri tarafından kullanılırken, genç kızların maaşına dokunulmaz, onunla çeyiz hazırlanırdı.
Rızalığı olan Gül toplanır, rızalığı olmayan Gül dalında bırakılır çünkü onun enerjisinin şifa dağıtmaya hazır olmadığına inanılırdı. Osmanlı’da Gül suyunun kalbe ve ruha şifa dağıttığına inanılır ve bu yüzden Bimarhanelerde “GÜLLABİCİ” ismi verilen hasta bakıcılar tarafından akıl hastalarına günde iki kere Gül suyu serpilirdi.
BİLGE ATALARIMIZIN GÜL HAKKINDAKİ DEĞERLİ ÇALIŞMALARI
EL KINDİ (9.YY) Gül ürünlerini mide ağrısı, ülser, karaciğer, ağız hastalıkları ve boğaz ağrısı için önermiştir.
EL DİNAVERİ (9.YY) KİTABU’N -NEBAT adlı eserinde Gülün cilt hastalıklarında etkisi için “Gülü kurutup uylukta ve kasıkta olan çıbanlara koysalar fayda eder, eğer yenmiş derin çıbanlara vursalar et bitirir,” bilgisini vermektedir. Gül suyunun serinletici etkisinden bahsetmiş ve ateş için faydalı olduğunu not etmiştir. Ayrıca Gül yağının sakinleştirici ve ateş düşürücü etkisinden dolayı başa uygulanmasını önermiştir.
EL RAZİ (9.YY) Gülün tedavi edici etkilerinden bahsederken, onun baygınlığı azaltıcı özelliğinden bahsetmiştir.
İBN-İ SİNA (11.YY) Gül kokusunun kalp ve beyin üzerindeki etkilerinden bahseden ilk hekimdir. “Harika kokusundan dolayı Gül ruha hitap eder. Sakinleştirici etkisinden ötürü bayılmayı önlediğini ve kalp çarpıntılarında çok etkili olduğunu” yazmıştır. Tarihi kaynaklara göre, Gül suyunun ilk damıtılması yaklaşık 10.yüzyılda İBN-İ SİNA tarafından gerçekleştirilmiştir. Ayrıca tüm dünyada bilinen EL- KANUN Fİ’T-TIP’ da beyinde kaynaklanan hastalıklarda ve hafızayı güçlendirmede Gül yağının kullanılışından bahseder.
İBNÜL-BAYTAR (12.YY) Gül suyu aklı ve beyni güçlendirir, duyuları keskinleştirir, yaşam gücünü artırır, endişe kaynaklı kalp çarpıntılarında yararlıdır. Faydalı kokusundan ötürü vücudu güçlendirir. İBNÜ’L BAYTAR Gül suyunu kaynatarak yüzü buğusuna tutmanın,özellikle göz hastalıklarında tedavi edici etkilerinden bahsedip bu uygulamanın baygınlığı ve baş ağrılarını gidereceğini yazmıştır.
SALİH BİN NASRULLAH (17.YY) GAYETÜ’L-BEYAN adlı eserinde “Gülü kurutup dövdükten sonra ağız yarasına sürse iyi gelir, çiçek ve kızamık çıkan yerlere dövüp ekseler çok yararlıdır,” demiştir. Ayrıca “zatürre hastalığında ateşi hafifletmek için öğütülmüş Gülü ve kafuru Gül suyu ile ezip göğüse süreler,” diye not düşmüştür.
İSHAK BİN MURAD (14.YY) EDVİYE-İ MÜFREDE adlı kitabında “Kurutulmuş Gül uyuz olmuş vücutlara faydalıdır, insanın vücudunda olan sivilcelere sürseler iyi gelir, çiçek ve kızamık çıkan yerlere dövüp ekseler çok faydalıdır,” demiştir.
Derleyen: Zehra BERBEROĞLU ve Rosistanbul Ailesi.